Rektör Şeker: “İslam Aleminin Huzura Kavuştuğu Bir Ramazan Ayı Temenni Ediyorum”

Rektörümüz Prof. Dr. Muzaffer Şeker; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan ayı vesilesi ile yayımladığı mesajda: “İslam aleminin huzura kavuştuğu bir Ramazan ayı temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.

Filistin halkına yapılan zulmün tüm Müslümanları üzüntüye boğduğunu söyleyen Şeker: “Bu mübarek ay vesilesiyle İslam âleminin birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine kast edenlerin emellerine ulaşamamasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbim sağlık ve sıhhat içerisinde nice Ramazanlara eriştirsin. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Ramazan ayında yapacağımız dualar hürmetine inşallah ülkemize yönelik gerçekleştirilen terör ve İslam dünyasındaki zulüm ve baskılar son bulur.” dedi.

Hikmet Ekseninde Ramazan ve Oruç

Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş da Ramazan ve orucun hikmetleri hakkında bilgi verdi.

Ramazan orucunun Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretinin ikinci yılında farz kılındığını söyleyen Altıntaş: “Kur’an-ı Kerim’de, Ramazan orucunun farz kılınmasıyla ilgili bir âyette şöyle buyrulur: ‘Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de farz kılındı.’  Oruç ibadeti İslâm’dan önce de bilinen ve İslâm’dakinden farklı da olsa uygulanan bir ibadettir. Bu ayette, Müslümanlara oruç külfetinin sadece kendilerine yüklenmediği daha önceki kavimlerde de olduğu hatırlatılmıştır.  Bu ayette geçen ‘Sizden öncekilere...’ ifadesinden maksat birinci derecede Yahudiler ve Hıristiyanlardır.  Bütün bu bilgiler bize, oruç tutmanın sadece ümmet-i Muhammed’e has olmadığını,  bizden önceki ümmetlere de farz kılınmış olduğunu göstermektedir. Orucun farz oluşuyla ilgili bu ayetin sonunun takvaya davetle sonuçlandırılması oldukça anlamlıdır. Sözlükte sakınma, kaçınma, korunma anlamına gelen takva terim olarak; imân edip emir ve yasaklarına uyarak, Allah'a karşı gelmekten sakınmak, dünya veya âhirette insana zarar verecek, ilâhî azaba sebep olabilecek inanç söz, fiil ve davranışlardan ve her türlü günahtan uzak durmak manalarına gelir.   Kur’an-ı Kerim’e göre takvanın üç mertebesi vardır. Bunlardan ilki; şirk, küfür ve nifaktan korunarak imana sarılmaktır.  İkincisi, büyük günahları işlemekten, küçük günahlarda ısrar etmekten kendini alıkoymak ve dini görevleri, farzları yerine getirmektir.  Üçüncüsü ise,  kalbi, Hak'tan meşgul edecek her şeyden temizleyip bütün varlığı ile Allah'a yönelmektir.   Takva kavramının kapsamına iman, ihsan, ihlâs, ibadet, itaat, sâlih amel, iyilik ve adalet gibi övme ifade eden bütün kavramlar girmektedir. Yani takva kavramı, bu kavramların ifade ettiği bütün anlamları içermektedir.” dedi.

Oruç, İnsanın İradesini ve Öfkesini Yönetmesini Sağlar

Hz. Peygamberin “Oruç, ateşten koruyan bir kalkandır”  buyurduğunu hatırlatan Altıntaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl ki bir savaş âleti olan okun, bir kimseye isabet etmesine kalkan engel oluyorsa, her birisi Allah’a bir isyan olan günah işlemeğe de oruç engel olur. Bu sebeple biz, oruç tutarız; oruç bizi tutsun diye, oruç tutarız. Günlük dilde kullandığımız  ‘kendini tutmak’ tabiri belli bir irade eğitimi sonucunda gerçekleştirilen bir davranış türüdür. Yoksa insanın olaylar karşısında kendini tutması ve kontrol etmesi çok zor bir olaydır. İnsanın hayatında başına gelen sevimsiz hâdiselerin çoğu, kendisini tutamadığı için gelmektedir.  İşte bu açıdan oruç, insanın iradesini terbiye etmede güçlü bir mürebbidir. Oruç,  kalbin Allah’a bağlanmasını sağlamakla birlikte, insana melekî bir tabiat kazandırır. Gönül dünyasının arınmasına sebep olur. İnsanın, günahlarla itaat arasına bir sınır çizmesini sağlar. Çoğu zaman insanın başına ne gelirse, iradesine hâkim olamamaktan gelir. Oruç, insanın iradesini ve öfkesini yönetmesini sağlar.”

Ramazan Bir Arınma Mevsimidir

Ramazan ayının, bütün ibadetleriyle bir arınma mevsimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ramazan Altıntaş açıklamasında: “Nitekim bu arınmaya dikkat çekilen bir rivayete Hz. Peygamber (a.s): ‘Her kim, faziletine inanarak ve mükâfatını (Allah’tan)  umarak ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır’ , bir başka rivayette de: ‘Her kim, faziletine inanarak ve mükâfatını(Allah’tan) umarak ramazan ayını ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır’  buyurmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’de farz orucun tutulduğu mevsime ramazan ayı denilir.  Ramazan kelimesi,  dini açıdan,  günahların yanması manasına gelir. Bu sebeple dil bilginlerine göre Ramazan kelimesi, ‘yeryüzünü tozdan, kirden, pastan temizleyen’ yağmur anlamından alınmıştır. Bu sebeple  ‘Ramazan Ayı’nın bir adı da ‘yağmur’dur.  Nasıl ki sonbaharda yağan yağmurlar, tozu toprağı ortadan kaldırarak yeri tertemiz hale getirirse, mecazi anlamda bir rahmet iklimi olan Ramazan Ayı da, bu mevsimi dolu dolu yaşayan müminlerin günahlarının silinip-süpürülerek temizlenmesine vesile olur.” ifadelerine yer verdi.

Oruç Aslında Bizi Tutuyor

Orucun insana; eline, diline ve beline sahip çıkma ahlakını kazandırdığını kaydeden Altıntaş açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı: “Kendisini tuttuğumuzu sandığımız oruç, aslında bize kendimizi tutmayı öğretir. Yeme-içme, öfke ve şehvet güdümüzü denetim altına almamıza yardımcı olur.  Bir kimsenin Ramazan ayı düzgün geçerse, senenin diğer kalan ayları da düzgün geçer. Ramazan mektebinde alınan bu eğitim derslerinin başında Kur’an olmak üzere; oruç, namaz, sünnete ittiba, paylaşma ahlakı, itikâf, zekât, sadaka, ahlak eğitimi, nefis terbiyesi, irade eğitimi, hasbîlik, diğerkâmlık, manevi dünyanın gözden geçirilmesi gibi dersler gelir.  Alınan bu derslerde iyi bir başarı elde eden bir Müslüman bundan sonraki hayatını ihsan şuurunda yaşar.  Unutmayalım ki, herkes nefsiyle bir mücadele başlatabilir. Önemli olan bu mücadeleyi, bu can beden kafesinde bulunduğu sürece sürdürebilme başarısını göstermektir. Bu da ancak hikmet ekseninde Ramazan ayına has oruç ibadeti ve diğer ahlaki güzellikleri yaşamak suretiyle sağlanır.”